| Karar Zamanı |
|
|
|
|
“Andolsun ki, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz; sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve müşriklerden birçok üzücü sözler işiteceksiniz. Eğer sabreder ve takva gösterirseniz, muhakkak ki bu, (yapılacak) işlerin en değerlisidir.” (Ali İmran – 186) “ Görmüyorlar mı ki, onlar her yıl bir veya iki kere belaya çarptırılıp imtihan ediliyorlar. Sonra ne tövbe ederler, ne de ibret alırlar. “ (Tevbe -126)
İslam, ona sahip olanındır. İman da ona sahip olanındır. Bilip görmek amaca doğru giden yol iken, hal yaşamaktır. İmanın bir ateş misali el yaktığı şu zamanda ona sahip olabilmek şüphesiz tam bir teslimiyet ve sebat ister. Mallarımızla canlarımızla imtihan olmayı kabul etmiyorsak o zaman nasıl imandan bahsedeceğiz. Biz kimiz, ne için yaratıldık?. Hangi kavim bizim gibi? Kuran ayetlerinde yerimizi arayalım. Kiminle işimiz, kiminle beraberiz. “Peygamber, mü'minlere kendi canlarından daha önce gelir….” (ahzab-6) Peygambere küfredilirken, onun getirdiği dine saldırılırken biz hala rahatımız bozulmasın diye mazeretler mi üretiyoruz?
Kardeşlerim! Allah (c.c.) her şeye kadirdir, onun her şeye gücü yeter. Bundan şüphe yok. O vazifelendirdiği Kamil İnsanı da bezetir, sıfatlarıyla donatır ve onunla işini görür, biz olsakda olmasakda… Mesele bu iman terazisinde bizim hangi kefede duracağımız meselesidir. Kamil Mürşide teslimiyet Bizzat Allah’a (c.c.) teslimiyettir. Onun için, onun işlerinde bizim terazimiz işlemez. Nasıl işlesin ki Musa (a.s.) ile Hızır’ı (a.s.) duymadın mı? Bir karınca dağı nasıl tartsın?
Kardeşlerim… Allah (c.c.) için bulunduğumuz bu safta, Kamil-i Mürşidin etrafında tutunmaya çalışmak, esen sert rüzgarlara karşı durmak, Allah’ın (c.c.) hidayeti ve imanın eseridir. Şüphesiz imtihan olacağız. Ve aşılan her dağ ondan daha zor bir dağın habercisi olacak. Eğer imana sahip olacaksak, bizde Allah’a (c.c.) verdiğimiz söz ile imtihan olacağız. Ya; “Mü'minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah'a verdikleri söze sâdık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehit olmuştur). Bir kısmı da (şehit olmayı) beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir.” (azhab-23) hitabına mashar olacağız ya da bölünüp parçalanacağız. Zorluklarla karşılaşınca yani Allah /c.c.) vuslatı için bedel isteyince, o nazlı güzel yüz görümlüğü isteyince, o can veren ve yoktan var eden “varlık sebebin budur” diyince, işte o zaman yağın sudan ayrıldığı gibi iman ile münafık belli olacak. Kamil Mürşidi imtihan etmekten vazgeç, ona sarıl ki meydan iman ile küfründür. Ona sarıl ki; meydan Musa ile Firavun’undur. Ona sımsıkı sarıl ki meydan Mikail’in dir. “İşte orada mü'minler denendiler ve şiddetli bir şekilde sarsıldılar. Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar, "Allah ve Resülü bize, ancak aldatmak için vaadde bulunmuşlar" diyorlardı.” (azhab-11,12) Hayır o zat “Rabbinden sana vahyolunana uy. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır” (ahzab-2) emrine tabidir ve onunla beraber olanlarda bu emir ile emrolunmuştur.
Kardeşlerim, biz Allah’ın (c.c.) kullarıyız… Eğer onunla birlikte onun safında olursak bize dokunan eza cefa hep lütuf olur. "Eğer Allah'ı, Resülünü ve ahiret yurdunu istiyorsanız, bilin ki Allah içinizden iyilik yapanlara büyük bir mükafat hazırlamıştır." (ahzab-29) Yani çektiğimiz zorluklar karşılıksız kalmaz. Eğer safımızı net olarak belli etmekten kaçar, o zatın emirleri hakkında yada yaptıkları hakkında hüküm vermeye çalışırsak, kendi akli ve nefsi kararımızı herhangi bir konuda ondan üstte tutarsak vuslat hayal olur. Eğer kişi mürşidini hak görüyorsa (ki eğer görmüyorsa mürşidi değildir zaten) kamil mürşid Allah Resulü Habibi Zişan Efendimizin varisi değimlidir? Aynel yakin hakkel yakin değimlidir? O zaman şu emre uyun ;” Allah ve Resûlü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mü'min erkek ve hiçbir mü'min kadın için kendi işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. Kim Allah'a ve Resülüne karşı gelirse şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır.”(ahzab-36) İyi anlayalım, Allah Teala Tekaddes Hazretleri Resulünün hükmü karşısında şahsın kendi işi hakkındaki hükmünü bile geçersiz ve sapıklık sayıyor. Ya bu alemin nizamı veya imanın rahı hakkındaki hükümler? …Yapmamız gereken şudur; “Allah'a tevekkül et, vekil olarak Allah yeter.”(ahzab-3) ayeti emri gereğince hareket etmek. İmkansız görünsede her dağ, onu aşmak azmiyle atılan ilk adımda erimeye başlamıştır. Başta da söylediğimiz gibi bu bir emanettir ve bu emaneti Allah (c.c.) bize yüklemiştir. “Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir. Allah, münafık erkeklere ve münafık kadınlara, Allah'a ortak koşan erkeklere ve Allah'a ortak koşan kadınlara azap etmek; mümin erkeklerin ve mümin kadınların da tövbelerini kabul etmek için insana emaneti yüklemiştir. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”(ahzab-72,73) Ve İslam cemaatleri!... Biz Allah’ın (c.c.) dini hükmünce hareket ediyoruz ve edeceğiz. Sizi de Allah’ın (c.c.) hükmüne uymaya çağırıyoruz, çağıracağız. Menfi çıkarlar için Allah’ın (c.c.) hükmünü bozanlara Allah ‘ın (c.c.) gazabı haktır. Herkes nefsiyle beraberdir, onunla haşrolacak ve onunla hesaba çekilecektir. Varın kararınızı siz verin. Allah (c.c.) güçlü ve hikmet sahibidir, o ol der ve o iş olur. Celal ve Cemal sahibidir ve ona sığınana sahip çıkar.Allah ‘sın selamı üzerinize ve üzerimize olsun. “Allah'a kavuşacakları gün mü'minlere yönelik esenlik dileği "Selam" dır. Allah onlara bol bir mükafat hazırlamıştır.” (ahzab-44) Yanlız Kayıtlı Kullanıcılar Yorum Yazabilir.
Powered by AkoComment 2.0! |
||
| Sonraki > |
|---|
çevirdin 


